Bu yazıda, Türkiye’de yükseköğretim diploması ve zeka konusunu inceleyeceğim.
Zeka ve Eğitim Başarısı
Sosyal bilim literatüründe “Eğitim Başarısı” (educational attainment, bundan sonra “EB”) birkaç farklı şekilde kullanılabiliyor.
Eğitim testleri başarısı: Örneğin PISA, GRE, SAT, mezuniyet puan ortalaması gibi direkt olarak eğitimle ilişkili göstergelerde edinilen başarı
Ortalama eğitim süresi: Bir ülkenin veya kişinin toplamda eğitim gördüğü yıl sayısı
Sahip olunan en yüksek diploma: Kişinin sahip olduğu en yüksek eğitim kurumu belgesi (lise, üniversite, yüksek lisans vs. diplomaları)
Bunların hepsi ayrı ayrı zekayla ilişkili olsalar da, bu yazının amacı için sadece üçüncü tanımı kullanacağım.
Eğitim Başarısı, zeka seviyesiyle yüksek ilişkiye sahip. Örneğin, (Strenze, 2006), 19 yaş ve sonrasında ölçülen zeka ile EB arasında .61 korelasyon buluyor.

Zeka hem doğrudan eğitim başarısına etki ediyor hem de zeka ve EB ortak genetik mimariye sahip. (Davies et al., 2016), eğitim başarısı ve sözel-sayısal akıl yürütme kabiliyeti arasında .73 genetik korelasyon buluyor.

Eğitim başarısı ile zekanın birbiriyle yakından ilişkili olması, zeka ile ilişkili doğrudan veri bulunamadığında araştırmacıların EB’yi zeka vekili olarak kullanmasına olanak sağlıyor. Ben de bu yazımda, zeka vekili olarak EB’yi kullanacağım.
Eğitim Seviyeleri ve ortalama IQ
Batı’da Eğitim Seviyesi-IQ Serbest Düşüşü
Hem Batı’da hem dünyanın geri kalan bölgelerinde eğitim teşvikleri, eğitim kurumlarının eskiye nazaran çok daha geniş bir kesime hizmet vermesi ve kapsayıcı olmasıyla sonuçlandı. Bunun planlanmamış bir etkisi, (bilişsel açıdan) eğitim kurumlarındaki öğrenci kalitesinin düşmesi oldu. Örneğin, ABD’de, 1960’lardan bu yana üniversite diplomasına sahiplerin IQ ortalaması yaklaşık 12 puan düştü. Görselde görülebileceği üzere, 2010’larda üniversite diplomasına sahip olmakla 1960’larda lise diplomasına sahip olmak bilişsel açıdan aynı şeyi ifade ediyor. Yüksek lisans ortalaması da 114’ten 106’ya kadar düşmüş görünüyor.

Benzer şekilde, (McGue et al., 2022), iki nesil üzerinden (ebeveyn ve evlat) eğitim başarısı ve zeka ilişkisini incelediğinde, düşük bilişsel kabiliyete (≤90 IQ) sahip olup üniversiteden mezun olan kişi sayısının, bir önceki nesle göre yaklaşık 8 kat arttığını buluyor.

Öyle görülüyor ki, eğitim kurumlarının kalitesi, eğitim tabana yayıldıkça azalıyor ve eğitim, sinyal değerini yitiriyor. Peki bu durum Türkiye’de de böyle mi?
Türkiye’nin Mezunları
Türkiye’de de benzer bir değişimin olduğunu, hem de Batı’ya kıyasla daha kısa sürede ve daha sert yaşandığını düşünmek için sebeplerimiz var. Zorunlu eğitimin liseyi de kapsar hale getirilmesi, devlet üniversitelerinin ücretsiz olması, öğrencilere kolay kredi imkanı ve her ile birden çok üniversite açılması, bu sürede artan varsıllık ve tüm bu değişimlerin çok kısa sürede yaşanması, eğitimin birdenbire tabana yayılmasını teşvik etmiş görünüyor.
Bunun hesabını yapabilmek için Türk İstatistik Kurumu’ndan bulabildiğim en güncel eğitim veritabanını indirdim, maalesef zaman çizelgesi 2008’e kadar geri gidiyor. Tablodan da görülebileceği üzere, 2008 ve 2021 arasında üniversite mezunu oranı yaklaşık 6.5 puan artıyor. 13 yılda nüfus ~%15 artarken lisans sahibi kişi oranı bunun yaklaşık 2.5 katı, yaklaşık %40 artış göstermiş: 2008’de yaklaşık 9 milyon lisans mezunu varken, 2021 için bu sayı yaklaşık 17 milyon.

Elimizde doğrudan mezuniyet zamanına göre IQ ortalaması olmadığı için, bunu dolaylı şekilde hesaplamaya çalışacağım. Hesap için tüm süre boyunca Türkiye ortalamasını 90 olarak alacağım.
2008 için, lisans mezunu kişi sayısının nüfusa oranı %15,5. Eğer bu oranı doğrudan zeka yüzdelik dilimi olarak alırsak, Z-skoru .845’e denk geliyor ve buradan (90)+(0.845*15)=102,6 IQ olarak hesaplayabiliriz. Fakat EB zekayla tam korelasyona sahip değil, zeka dışında nitelikleri de yakalıyor. Bu yüzden yüzdelik dilimi daha genişletebiliriz. %0, %5 ve %10’luk genişletmelerle şu tablo ortaya çıkıyor:

2008 ve 2021 arasında lisans mezunlarının ortalama IQ’su 1 ila 3 puan arası düşmüş gibi duruyor. Fakat bu tam istediğimiz analiz değil, zira 2021 mezun oranları, 2008 mezunlarını da kapsıyor. Fakat biz nesiller arasında bir değişim var mı onu görmek istiyoruz. TÜİK verileri yaşa göre ayırmadığı için farklı bir vekil kullanmak durumundayız.
Bunun için, veri bulabildiğim zamanlar için (2012-2021 arası) üniversite tercihi yapabilen kişi sayısını üniversiteye yerleşen kişi sayısına böldüm. Üniversiteye giren herkes mezun olmadığı için ortalama üniversite terk oranını (yaklaşık %20) çıkardım ve yukarıdaki metodolojiyi uyguladım, böylece son 10 yılın üniversite mezunlarının ortalama IQ’sunu şu şekilde hesapladım:

Son on yılda mezun olanlar ile 2008’e kadar olanlar arasında yaklaşık 6 ila 7 IQ puanı fark var diyebiliriz. Bu, ABD’deki verilere benzer. ABD’de 1960’larda üniversite mezunu ve genel nüfus arasındaki fark yaklaşık 0.8 standart sapmayken bugün tam nüfus ortalamasında. Benzer biçimde, Türkiye’de fark 0.7-0.8 standart sapmadan 0.2-0.3 standart sapmaya kadar inmiş durumda. 2000’ler öncesi için bu farkın daha yüksek olduğunu varsayabiliriz. Türkiye’de inişin çok daha hızlı olmasını, yukarıda zikrettiğim birden fazla çok güçlü teşviğin aynı anda var olmasıyla açıklamak mümkün.
Burada yaptığım hesabın hem veri yokluğu hem de kullanmak zorunda kaldığım vekiller nedeniyle çok kaba olduğunu belirtmem gerekiyor tekrar. Görece yüksek bir hata olması mümkün, fakat gözlemlerim ve bildiklerim bana ±2.5 bir hata payı olduğunu ve hesabın gayet makul olduğunu düşündürüyor. Elimize kaliteli bir veri geçene kadar kesin olarak bilemeyecek olsak da oldukça yakın bir hesap yaptığıma inanıyorum.
Hesabı yüksek lisans ve doktoraya uzatmadım fakat ABD örnekleminde görülebileceği üzere lisans ve yüksek lisans arasında büyük bir oynama yok, yaklaşık 2.5-3 IQ puanı fark görünüyor. Eğer benzer bir durum Türkiye için de geçerliyse (ki eğitim konularında trendler genellikle globaldir, bu yüzden bu varsayım hakkında çok endişelenmemize gerek yok), yüksek lisans ortalaması için 103 veya 104, doktora için ise 110’a yakın diyebiliriz.
Kaynakça
Davies, G., Marioni, R. E., Liewald, D. C., Hill, W. D., Hagenaars, S. P., Harris, S. E., Ritchie, S. J., Luciano, M., Fawns-Ritchie, C., Lyall, D., Cullen, B., Cox, S. R., Hayward, C., Porteous, D. J., Evans, J., McIntosh, A. M., Gallacher, J., Craddock, N., Pell, J. P., … Deary, I. J. (2016). Genome-wide association study of cognitive functions and educational attainment in UK Biobank (N=112 151). Molecular Psychiatry, 21(6), 758-767. https://doi.org/10.1038/mp.2016.45
McGue, M., Anderson, E. L., Willoughby, E., Giannelis, A., Iacono, W. G., & Lee, J. J. (2022). Not by g alone: The benefits of a college education among individuals with low levels of general cognitive ability. Intelligence, 92, 101642. https://doi.org/10.1016/j.intell.2022.101642
Strenze, T. (2007). Intelligence and socioeconomic success: A meta-analytic review of longitudinal research. Intelligence, 35(5), 401-426. https://doi.org/10.1016/j.intell.2006.09.004
Henuz yorum yok. Ilk yorumu siz yazin.