Bu yazıda, ailenin veya aile ortamının, bireyler arası farklar üzerine etkisinin minimal olduğunu, yetiştirme tarzının veya aile içi davranışların bireylerin hayat sonuçları, kişilikleri, alışkanlıkları vb.’yi belirlemede çok kısıtlı bir rol oynadığını savunacağım.

1. İkiz, akraba ve evlatlık çalışmaları

Bireyleri birbirinden farklı kılan şeylerin ne olduğu, neden Ali uyumsuz biriyken Veli’nin herkesle rahatça uyuşabildiği ya da neden biri doktora diplomasına sahipken diğerinin liseyi bile bitiremediği gibi sorular, farklılık psikolojisi ve davranış genetiği disiplinlerinin sorularıdır. Bu soruların yanıtlamak için en sık kullanılan ve en güvenilir yöntem, ikiz çalışmalarıdır. İkiz çalışmaları, verili bir trait veya sonuç için ikiz çiftlerinin ne kadar birbirine benzediği veya birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını ve bu farkların nedenlerini araştırır.

İkiz çalışmaları bu konularda verimlidir çünkü hem verili bir traitin ne kadarının genetik olduğunu ölçmemizi sağlar hem de diğer çalışmalardaki karıştırıcı genetik değişken sorununu ortadan kaldırır. Karıştırıcı değişkenler, sosyal bilim çalışmalarının önemli sorunların biridir. Diyelim, iki değişken (A ve B) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki buldunuz. Fakat hem A hem B’yi etkileyen üçüncü bir değişken (karıştırıcı değişken) varsa ve bu değişken göz önüne alınmamışsa, bu A ile B arasındaki gerçek ilişkinin olduğundan daha büyük görünmesine sebep olabilir. Örneğin, Sosyoekonomik Statü (SES) ile Eğitim Başarısı arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki olduğunu biliyoruz; daha yüksek SES’tekiler daha eğitimli olma eğiliminde. Fakat hem SES ile hem Eğitim Başarısı ile ilişkili üçüncü bir değişken var: Zeka Katsayısı/IQ. Eğer değişkenler arası ilişkiyi IQ için kontrol ederseniz, mesela farklı SES grubundan fakat aynı IQ’ya sahip bireylerin eğitim başarısını karşılaştırırsanız, SES ile Eğitim Başarısı ilişkisinin büyük oranda ortadan kalktığını, üçüncü bir değişkenin bu ikisi arasındaki ilişkinin büyük kısmından sorumlu olduğunu görürsünüz. Sosyal bilimlerde karıştırıcı değişkenler için kontrol etmemek birçok bulgunun yanlış yorumlamasına sebep oluyor.

Bu türden karıştırıcı değişkenlerden en önemlisi genetik değişkenler, zira Davranış Genetiği’nin Birinci Yasası gereği, her trait en az bir derece kalıtsaldır ve genetik değişkenler için kontrol etmemek, gerçek görünen sahte nedensellikler ortaya çıkarabilir veya böyle yorumlatabilir. İkiz çalışmaları bu yüzden özel bir yere sahiptir, zira tek yumurta ikizlerinin genlerinin %100’ü, çift yumurta ikizlerinin %50’si birbirinin aynısıdır. Bu da genetik etkilerin çalışmaya kendiliğinden dahil olduğu ve atlanamayacağı anlamına gelir.

Bunun yanında, ikiz çalışmaları kadar sağlam olmasalar da akraba ve evlatlıklar üzerinden yapılan çalışmalar da aynı nedenden dolayı önemli ve sıkça kullanılır.

Davranış genetiği çalışmalarında, etkenler genellikle üçe ayrılır:

A ( ile de ifade edilir): Genetik etkenler. Adı üzerinde, verili bir karakteristik özelliğin ne kadarının DNA kaynaklı olduğunu A ile ifade ederiz.

C ( ile de ifade edilir): Paylaşılan Çevre. Bunlar, ikizlerin ikisine birden etki eden çevresel değişkenlerdir. Örneğin ebeveynlik pratikleri, ailenin sosyoekonomik statüsü vb. Aile etkisi denilince genellikle C kast edilir, bu yazıda da aile etkisini C üzerinden inceleyeceğim.

E ( ile de ifade edilir): Paylaşılmayan veya Tekil Çevre. İkizlerden birinin maruz kalıp diğerinin kalmadığı çevresel etkenler bu gruba girer. Örneğin geçirilen bir kaza veya hastalık, hayatta karşılaşılan tekil olaylar, arkadaş grupları, rastgele mutasyonlar, epigenetik, ölçüm hatası vb. E ile gösterilir.

Bunların yanında, bazen genetik etkenler eklemeli gen etkisi () ve eklemeli olmayan/baskın gen etkisi () (sırasıyla A ve D olarak gösterilir) olarak ikiye ayrılır. Lise biyolojisine kısa bir flashback yaparsak: Verili bir karakteristik özelliğin belirleniminde rol oynayan bir gen için, kromozomda bu genin iki kopyası veya bir gen çifti bulunur. Bu kopyaların her bir alternatif biçimine allel denir. Eğer iki allel bir fenotipin veya karakteristik özelliğin oluşumuna aynı ölçüde etkide bulunuyorsa buna eklemeli gen etkisi (), allellerden biri baskın olduğu için bu karakteristiği/fenotipi tek bir allel etkiliyorsa buna eklemeli olmayan gen etkisi () denir. Poligenik (birden çok genden etkilenen) karakteristik özelliklerin çoğunda eklemeli gen etkisi, baskın gen etkisinden daha sık görünür.

Davranış genetiğinde en sık bulunan bulguların başında, paylaşılan çevrenin göreli önemsizliği geliyor.  Etkileri %100’e tamamlanacak biçimde ayırırsak genellikle gördüğümüz şey, A ve E’nin bireyler arası farkların %90’ından fazlasına sebep olduğu. Birazdan göreceğimiz gibi, ölçülen birçok değişken için paylaşılan çevre etkisi %10’un altında.

2.1.  Eğitim Başarısı ve Gelir

Önemli ve sıkça ölçülen sonuçlar içerisinde, en yüksek paylaşılan çevre etkisine sahip sonuçla başlayacağım: Eğitim başarısı. Eğitim başarısı, genellikle eğitim süresi ve eğitim seviyesi ile ölçülür. Üç kıtada, 16 ülkede 1900 ile 1989 arasında doğmuş 193 bin ikiz çiftinin eğitim başarısının incelendiği (Silventonien et al., 2020), eğitim başarısı için paylaşılan çevre faktörlerinin etkisinin ortalamasını 0.31 olarak buluyor, yani eğitim farklılıklarının %30’u ailesel faktörlerden kaynaklanıyor. Fakat tabloya bakarsanız, 1900’dan 1989’a gelindiğinde ortak çevre etkisinin %13’e gerilediğini ve genetik etkilerin %60’a çıktığını fark edersiniz. Çevreler eşitlendikçe (örneğin ailelerin kadın ve erkeklerin eğitimine bakışları değiştiğinde veya ekonomik gelişimle eğitim fırsatı eşitlendikçe), farklılıklara ailenin etkisi azalıyor. Ortak çevrenin etkisinin görece yüksek olduğu burada bile, aslan payını genetik ve tekil çevre alıyor. 

Hem eğitimle hem de antisosyal davranışla ilişkili olan, okuldan uzaklaştırılma ve okuldan atılmayla ilgili, (Beaver, 2016), yaklaşık 15 bin öğrenciyle, toplam 6 yıla yayılmış iki dalga anketten oluşan bir boylamsal çalışma yapıyor. Uzaklaştırma cezası ile okuldan atılmayı etkileyen faktörler arasında büyük fark olduğu görülüyor. Uzaklaştırma cezalarında genetik etki neredeyse hiç görülmezken (A: 0, C: %65, E: %35), okuldan atılmada yine genetik ve tekil çevre farkların neredeyse tamamını açıklıyor (A: %80, C: %0, E: %20). Uzaklaştırmanın görece ufak muzırlıklar için verilen bir ceza olduğunu ve okuldan atılmanın daha ciddi davranışlarla ilgili olduğunu göz önünde bulundurursak, kişinin okuldan atılmasına neden olacak davranışlarına aile etkisi görmezden gelinebilir düzeyde.

(Hyttinen et al., 2019), hem gelir üzerine yapılan ikiz çalışmalarını özetliyor hem de ömür boyu gelir ortalaması için yaklaşık 7500 kişilik yeni bir ikiz çalışması yapıyor. Görülebileceği üzere, ömür boyu gelir farklarının neredeyse tamamını genetik ve tekil çevre açıklıyorken, ortak çevre etkisi ortalaması yaklaşık %9.

Kendi çalışmalarında da kadınlar için, ömür boyu gelir üzerine genetik etkisi %41’ken erkekler için %54 ve ortak çevre etkisi yok. Yani farklılıklar, %40-55 genetik ve %45-60 tekil çevre etkisi kaynaklı.

2.2. Antisosyallik

Antisosyal davranışlar, başkalarına zarar verme veya başkalarına etkilerini önemsemeden hareket etmeyi barındıran davranışlardır. Yalan söyleme, kavgacılık, saldırganlık, aldatma, psikopatlık, zorbalık gibi davranışlar bu kapsamın içindedir ve ileri veya kronik biçimde antisosyal davranış sergileyenler için Antisosyal Kişilik Bozukluğu (AKB) tanısı konabilmektedir.

(Rhee ve Waldman, 2002), antisosyal davranışlar ile ilgili fazlasıyla kapsamlı meta-analiz çalışmasında, antisosyal davranışların büyük oranda genetik ve tekil çevre kaynaklı olduğunu göstermektedir. Eğer tüm davranışlar birlikte alınırsa, A: %38,  C: %18 ve E: %44 dağılımı ortaya çıkmakta.

 Fakat kategoriler arasında AKB teşhisi alma, saldırgan davranış, antisosyal davranış ve suç işleme için ayrım yaptığımızda:

(Ferguson, 2010), yine antisosyal davranışlarla ilgili bir metaanaliz çalışması. (Ree ve Waldman, 2002) kapsam için bir zaman dilimiyle kendini kısıtlamazken Ferguson, 1996-2006 arasında yayınlanan çalışmaları baz alıyor. Ortak çevrenin etkisi yine düşük: %11.

Bunun yanında, yaşla birlikte ortak çevrenin etkisi daha da düşüyor:

(Barnes, Beaver, & Boutwell, 2011), “Yaşam Boyu Suçlular” (Life Course Offenders) ile “Ergenlikle Kısıtlı Suçlular” (Adolescence-Limited) arasında ayrım yapıyor. Yaşam Boyu Suçlular, küçüklükte kabahat/suç işlemeye başlayan ve yetişkinlikte de buna devam edenler, EKS ise suç dönemi çocukluk ile yetişkinlik arasında kalanlar. YBS’ler şiddetli suçlar, hırsızlık vb. ciddi antisosyal davranışları hayatları boyunca sergilerken EKS’nin suçları daha ziyade uyuşturucu deneyimi, küçük çaplı vandalizm gibi dönemsel ve daha az ciddi kabahat işliyorlar ve yetişkinlikte devam etmiyorlar.

Çalışmada, bu türden suçları işleme sıklığı üzerinden ACE model çıkartıldığında, sıklık arttıkça genetik etki yükseliyor.  Ne sık suç işleyenlerde ne de hiç suç işlememişlerde ortak çevre etkisi görünmüyor.

(Wright et al., 2008), ebeveyn davranışlarının evlatların özkontrol becerisi, “kötü örnek oluşturan/kabahat işleyen akran”larla (delinquent peer) ilişki kurma, kabahat işleme ve yetişkinlikte suç işleme üzerine etkisini inceliyor. Tüm ölçümler için, ebeveyn davranışlarının payı %2’nin üzerinde değil.

2.3. Kişilik Özellikleri

(Eaves, 1999), yaklaşık 30 bin kişilik bir ikiz ve akraba çalışması. Siyasi, ekonomik, dini, toplumsal görüşler ile psikolojik özelliklere (nevrotizm, dışadönüklük, psikotiklik) etki eden genetik ve çevresel faktörleri inceliyor. Psikotiklik (P), Dışadönüklük (E), Nevrotizm (N) ve Yalancılık (L) için, genetik ve tekil çevre farklılıkların çoğunu açıklıyor. Psikotiklik ve Yalancılık için ortak çevre etkisi görece yüksek olsa da (%14 ve %16.2), ortak çevrenin içinde ebeveyn etkisi hiçbiri için %1’den fazlasını açıklamıyor.

Toplumsal konularda cinselliğe, vergilere, orduya, siyasete, dine ve muhafazakarlığa karşı tutumlarda farklılıkların %75’ten fazlasını genetik ve tekil çevre açıklıyor. Sadece siyasi görüşlerde ortak çevre etkisi yüksek (erkeklerde %23, kadınlarda %25), burada bile ebeveyn etkisi ortalama %10. Dahası, sınıflayıcı eşleşme (kişilerin karakteristik özellikleri birbirine yakın insanlarla çiftleşme eğilimi), genetik etkileri olduğundan düşük ve ortak çevre etkilerini olduğundan yüksek gösteren ve genellikle düzeltilmeyen sistematik yanlılıklardan. (Kirkegaard, 2022) Bu yüzden ortak çevre etkilerinin kısmen aslında genetik etki olduğunu varsayabiliriz, bu da siyasi görüş için ortak çevre etkisini daha düşük, genetik etkiyi daha yüksek düşünmemiz gerektiğine işaret ediyor.

Kişilik özellikleri üzerine genetik ve çevresel faktörlerin etkisi hakkındaki en kapsamlı inceleme çalışması (Bouchard ve Mcgue, 2003), zeka farklılıklarına aile etkisinin %0 olduğunu, yetişkinlikte zeka farklılıklarının %80’den fazlasının genetik olduğunu gösteriyor.

Yine aynı çalışmada, strese verilen tepki, zarardan kaçınma, başarı, toplumsallık, kontrol vb. birçok faktör için kalıtsallık ve çevre etkisi dağılımı şu şekilde. Eklemeli ve baskın gen etkisi ve tekil çevre, farklılıkların neredeyse tamamını açıklıyor.

İlgi alanı eğilimlerine göre kişilik ayrımında (gerçekçi, araştırmacı, sanatçı, toplumcu, yenilikçi/girişimci, gelenekçi) farklılıkların %90’ı genetik ve tekil çevreyle açıklanıyor.

Cinsel yönelim ve spesifik olarak eşcinsellik için, erkek eşcinselliğinde genetik etki ve tekil çevre dışında etki görünmüyor. Etkiler sırasıyla %22 ve  %64; varyasyonun %100’e tamamlanmama nedeni genetik etki için hata paylarının yüksekliği. Örneklem boyutu düşüklüğüyle alakalı bu da, zira eşcinseller toplumun yaklaşık %4’ü, erkek eşcinseller %2’si ve hem ikiz hem eşcinsel bulup çalışmak epey zor. Daha önce de bahsettiğim gibi, eşcinselliğin (eş cinse yönelik davranışın değil) genetik olması pek mümkün değil, bu yüzden yönelim için genetik etkilerin neredeyse tamamı aslında çevreye atfedilebilir.

Kadın eşcinselliği için genetik etki %33, paylaşılmayan çevre %63. Fakat kadınların cinsel yönelimleri çok daha esnek, cinsel davranışları görece katı olan erkeklerin aksine kadınların büyük çoğunluğu biseksüel cinsel davranış sergiliyor. (Bailey, 2009),  heteroseksüel kadın ve erkeklerin cinsel uyarılma örüntülerine dair inceleme makalesinde, kendini eşcinsel ve düzcinsel olarak tanımlayan kadınların hem erkek hem kadın içerikli pornografik görüntülerden uyarıldığını fakat erkeklerin çoğunlukla sadece kendi tercih ettikleri cinsiyet tarafından uyarıldığını söylüyor.

Genel olarak heteroseksüel-dışılık (biseksüellik, eşcinsellik vb.) için, (Bailey et al., 2019), ACE için A: %32, C: %25, E: %43 şeklinde hesaplıyor fakat bahsettiğimiz üzere örneklem sayıları oldukça düşük ve kavramsal sorunlar burada da mevcut. Yine de ortak çevre, cinsel yönelim farklılıklarının en fazla %25’ini açıklıyor –ki ebeveyn etkileri ortak çevre etkilerinin genellikle çok ufak bir kısmını oluşturur.

Alakalı olarak, eşcinsellere yönelik tavırlar için (Verveij et al., 2004), homofobi için A: %36, C: %18, E: %46 olarak hesaplıyor. Bunun yanında yazarlar, daha önceki çalışmalardan yola çıkarak, ortak çevrenin sınıflayıcı eşleşme nedeniyle aslında tamamen genetik etki olabileceğini de ekliyor. Böylece homofobi, %50’den biraz fazla genetik ve biraz düşük paylaşılmayan çevre etkisiyle açıklanabiliyor.

3. Sonuç

Bu yazıda, bireylerin kişilikleri, davranışları, başarıları vb. için ailenin genetik olmayan etkilerinin oldukça düşük olduğunu göstermeye çalıştım. Robert Plomin’in Blueprint: How DNA Makes Us Who We Are’ında söylediği gibi: “Aileler tabii ki çocuklarının hayatında çok önemli bir yere sahip. Aileler, çocuklarının gelişimi için zorunlu fizyolojik ve psikolojik bileşenleri sağlıyor. Fakat eğer sistematik farklılıkların çoğu genetik kaynaklıysa ve çevresel etkiler sistemsizse ve stabil değilse bu, ebeveynlerin, çocukları için hamileliğin başlangıcında genleriyle yaptıkları katkı dışında pek bir farklılık yaratamayacağı anlamına geliyor.” (Plomin, 2019: 83)

Kaynakça

Bailey, J. M. (2009). What is Sexual Orientation and Do Women Have One? Içinde D. A. Hope (Ed.), Contemporary Perspectives on Lesbian, Gay, and Bisexual Identities (C. 54, ss. 43-63). Springer New York. https://doi.org/10.1007/978-0-387-09556-1_3

Bailey, J. M., Vasey, P. L., Diamond, L. M., Breedlove, S. M., Vilain, E., & Epprecht, M. (2016). Sexual Orientation, Controversy, and Science. Psychological Science in the Public Interest, 17(2), 45-101. https://doi.org/10.1177/1529100616637616

Barnes, J. C., Beaver, K. M., & Boutwell, B. B. (2011). Examining the genetic underpinnings to Moffıtt’s developmental taxonomy: a behavioral genetic analysis: a behavioral genetic analysis. Criminology, 49(4), 923-954. https://doi.org/10.1111/j.1745-9125.2011.00243.x

Beaver, K. M. (2008). Nonshared environmental influences on adolescent delinquent involvement and adult criminal behavior. Criminology, 46(2), 341-369. https://doi.org/10.1111/j.1745-9125.2008.00112.x

Beaver, K. M. (2016). Genetic and environmental influences on being expelled and suspended from school. Personality and Individual Differences, 5.

Bouchard, T. J., & McGue, M. (2003). Genetic and environmental influences on human psychological differences. Journal of Neurobiology, 54(1), 4-45. https://doi.org/10.1002/neu.10160

Eaves, L., Heath, A., Martin, N., Maes, H., Neale, M., Kendler, K., Kirk, K., & Corey, L. (t.y.). Comparing the biological and cultural inheritance of personality and social attitudes in the Virginia 30 000 study of twins and their relatives. 19.

Ferguson, C. J. (2010). Genetic Contributions to Antisocial Personality and Behavior: A Meta-Analytic Review From an Evolutionary Perspective. The Journal of Social Psychology, 150(2), 160-180. https://doi.org/10.1080/00224540903366503

Hyytinen, A., Ilmakunnas, P., Johansson, E., & Toivanen, O. (t.y.). Heritability of lifetime earnings. 17.

Kirkegaard, E. O. W. (2021, December 20). Heritabilities are usually underestimated. Retrieved April 26, 2022, from

Just Emil Kirkegaard Things
Heritabilities are usually underestimated
When we read popular books by leading authors, we often find statements like this: Since the 1960s scientists conducting long-term studies on special relatives like twins and adoptees have built a mountain of evidence showing that genetics contributes importantly to psychological differences between us. The genetic contribution is not just statistically …
Read more

Plomin, R. (2019). Blueprint: How Dna makes us who we are ; with a new afterword for the paperback edition. The MIT Press.

Rhee, S. H., & Waldman, I. D. (2002). Genetic and environmental influences on antisocial behavior: A meta-analysis of twin and adoption studies. Psychological Bulletin, 128(3), 490-529. https://doi.org/10.1037/0033-2909.128.3.490

Silventoinen, K. (2020). Genetic and environmental variation in educational attainment: An individual-based analysis of 28 twin cohorts. Scientific Reports, 11.

Verweij, K. J. H., Shekar, S. N., Zietsch, B. P., Eaves, L. J., Bailey, J. M., Boomsma, D. I., & Martin, N. G. (2008). Genetic and Environmental Influences on Individual Differences in Attitudes Toward Homosexuality: An Australian Twin Study. Behavior Genetics, 38(3), 257-265. https://doi.org/10.1007/s10519-008-9200-9

Whitehead, N. E. (2011). Neither genes nor choice: Same-sex attraction is
mostly a unique reaction to environmental factors. Journal of Human
Sexuality, 3, 81–114.

Wright, J., Beaver, K., Delisi, M., & Vaughn, M. (2008). Evidence of Negligible Parenting Influences on Self‐Control, Delinquent Peers, and Delinquency in a Sample of Twins. Justice Quarterly, 25(3), 544-569. https://doi.org/10.1080/07418820701864599